Pasifik Sahil Yolu

Fransız turcu Ben ile bir perşembe sabahı düştük yollara. Epey özlemişim bisiklete binmeyi bir ay ara verince insan bir tuhaf hissediyor belki de ondan sebep ilk gelen bisikletlinin peşine takıldım kim bilir.

Pasifik sahilinde pedallamak hiç kolay değil; sanılanın aksine yollar da dümdüz değil, epey rampa var. Sahildeki kasabalara ulaşmak için ekstra 20-30 km yol yapmayı da göze almak şart. İlk durağımız Mazunte!

Yol inşaatından sebep her yer delik deşik bir de yolu kapatmışlar epey bir dolaşmamız gerekti ama sahile yakın bir alanda öğlen yemeğimizi yiyecek bir alan bulduk. Tekrar inşaat alanına dalıp Kaplumbağa Müzesini ziyaret ettik.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERABildiğin gibi değil Meksika’da bir sürü deniz ve kara kaplumbağası var.OLYMPUS DIGITAL CAMERA Ama keratalar çok hızlı, fotoğraf çekeceğim diye telef oldum.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAMüzenin dışındaki havuzda tepsi görünümünde bir deniz kaplumbağasıOLYMPUS DIGITAL CAMERAYol arkadaşım Ben.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAŞu yukarıdaki maket kaplumbağanın da orjinalini görsem çok sevineceğim.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAMazunte’den ayrılıp yandaki koya devam ederken bu iki motosikletli deli bizi köşede yakalayıp durudurdu. Neden deli dediğime gelince arkadaşlardan biri Irak’lı silah bırakan askerlerden, diğeri ise İsrail’li oyuncu ve otorsıkletlı gezgin. Puerto Angel’de tanışıp arkadaş olmuşlar. Motorsiklette yazan cümle hepimizin arzusu “NO KILL, NO MORE” (öldürmek yok artık – maalesef türkçesi bu kadar vurucu olmuyor).

OLYMPUS DIGITAL CAMERABurası Zipolite Sahilindeki meşhur çıplaklar plajı manzaralı kamp alanımız! Çıplak olmanız gerekmiyor, ister çıplak ister mayolu herkese açık :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAZipolite Sahili girişindeki harika duvar resimleri!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAErtesi gün yine erkenden yola çıkıp Puerto Angel kasabasına yolda tanıştığımız dostları görmek ve beraber kahvaltı etmek için uğradık.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAPuerto Angel koyundan manzaralar. Kahvaltılık çöreğimizi yiyip kahvelerimizi içerken bir yandan da balıktan dönenleri fotoğrafladım.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAOLYMPUS DIGITAL CAMERADostlarımıza veda edip yola koyulduk. Huatulco Ulusal Parkını geçtikten sonra La Crucecita isimli epey gösterişli otellerin bulunduğu minik kasabada yiyecek bir şeyler almak için durduk. Hızlarımız birbirine denk düşmediğinden Ben ile yolları ayırmaya karar verdik. Buralarda neden hiç fotoğraf çekmemişim bilemiyorum. Kamp yapmak için plajı bulana kadar epey sıkıntı çektim ama değdi; şahane bir plaj buldum. Tuvaletlerin yanındaki polise de kamp yapacağımı söyledim el işaretiyle olur olur deyip telsizle konuşmaya devam etti. Bisikleti kumda itme faslından sonra gayet güzel bir kamp yeri seçtim. Geri dönüşüm için yapılan sabit çöp kutularının demirine de bisikleti kilitleyecektim. Tam çadırı kurarken uzaktan bir grup polis geldi. Yok efendim burda cigara içiyorlarmış da şöyleymiş böyleymiş anlaşamadık bir türlü resmen gitmemi istediler. Söylene söylene kampı topladım. Bisikletle yola çıkana kadar karanlık olmuştu. Diğer plaja doğru pedallarken bir grup taksici ile konuşup derdimi anlatmaya çalıştım. Para herkesi şımarık yapıyor maalesef. Otelde kalsana ilk gelen çözüm önerisiydi. Israrla otelde kalmak istemediğimi bedava ve güvenli kamp atabileceğim bir yer olup olmadığını öğrenmeye çalıştım. Neyse çabalarım sonuç verdi 8 km ilerde Tangolunda Plajında halka açık plaj ve kamp alanı varmış. Polislerin ve de taksicilerin genelinin vurdum duymazlığı yüzünden akşam saat 8:00 de hala pedallıyordum. Bu yetmezmiş gibi bir de peşime arabayla takılmasınlar mı? İyice yavaş sürerek ilk kırmızı ışıkta geçip istenmeyen hayranlarımı geride bıraktım. Bu sefer de gecenin karanlığında demire vuran bir zincir sesi gelmeye başladı. Etrafı dikkatle incelerken karanlığın içinde ışıksız giden başka bir bisikletli gördüm. Gideceğim yeri söyleyince bulmama yardım etti. Aslında sahile inmeye çalışırken önünden geçtiğim ama kamp alanının tabelası olmadığı için zengin oteller bölgesidir diye girmediğim sokaktaymış.

Parkta benden başka bir de köpekleriyle gezen Arjantinli bir çift vardı. Çadırımı kurup doğruca duşlara seyirttim ki duşlar bildiğin yazlıkçı duşu :) ne kapısı var ne ışığı :) neyse ki uzunca bir duvarla kamp alanından ayrılıyor. Tam duştan çıktım az ötedeki çöplerden gelen fışır fışır seslerin geldiği tarafa bir baktım, parlak parlak gözler kafa fenerini bir yaktım ki muhtemelen amerika kıtasında gördüğüm en çirkin rakunlar. Belli insandan filan pek korkuları yoktu ben de fazla elleşmeden hemen kamp alanına uzadım. Çamaşırlarımı asarken Katie ve Bill’in armağan ettiği güzelim çamaşır ipimi koparmayı başardım ama tamir edilmeyecek bir şey değildi. Çamaşır ipinin parçalarını çantaya atıp eşyalarımı dallara astım. Arjantli çift boş yere uğraşma bizim makarna hepimize yeter diyerek beni yemeğe davet edince ikiletmeden hemen yerimi aldım. Bu arada parkta ödeme yapacak kimse yoktu sabah erkenden yola çıkınca kamp alanı bedavaya geldi. Bomboş süper asfalt bir yoldan 200 nolu karayoluna çıkış işaretlerini takip ederek ilerledim. İkinci durağım kamp alanı yakınmış gibi tabelası olan Rio Seco isimli köydü. Tam karar veremeyince köyün içinde bir tur attım. Bir zamanlar havalı, turistik bir yermiş ve bir şekilde gözden düşmüş sanırım. Kullanılmayan eski ve boş internet kafe ve başka dükkanlar dikkatimi çekti. Sonra köyün salak köpekleri beni kovalamaya karar verdiler. Tam kurtuldum derken irice olan gelip zınk diye bisikletin önünde durunca kumda kayıp düştüm. Tişörtümün dirseği sürtünmeden dolayı yırtılmış, dirseğim de açılmış kanıyordu. Köylülerinse dünya umurlarında değildi. Artık istesem de buradan başka yere gitme şansım pek kalmamıştı. Kamp alanı filan sorarken yine kumda bisikleti itmem gerekti. Söylene söylene plaja vardım. Plajdaki restoran kapalı olmasına rağmen burada kamp atabilirdim. Tuvalet ve duş açıktı ve su da vardı.

Sahile inen bir çift gel sahile bak istersen dediklerinde nasılsa buradan kimse bisikletimi çalamaz diye düşündüm ve bisikleti bırakıp sahile indim. Dev dalgaların uğuldadığı muhteşem ama bir o kadar da hüzünlü bir sahildi. İlk kez kendimi çok ama çok yalnız hissettim.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAMeksika’da deniz kaplumbağası yumurtası yasak olmasına rağmen özel yiyecek ‘delicacy – producto raro’. Burada bir gözlem evi ve koruma alanı olduğundan bu yavrucanlar sanırım kendi kendilerine kabuklarından sıyrılıp okyanusa açılmışlar.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERABurası gece yattığım palapa’dan (deniz kenarındaki lokantalara verilen isim) gün doğumu. Akşam üzeri oh burada da hamak var çadırı açmasam derken sırtında “machete”  (pala) ile atlı gencecik bir “caballero” geldi. Ardından da epey yaşlı bir atlı daha. Başta biraz tuhaf oldu tabii hem onlar, hem benim için ama sonuçta birbirimiz için zararsızdık. Duşa girip kolumu temizledim. Uyku tulumuna yapışmasın diye de sargı beziyle kapattım. Sahilde başıboş koşturan köpek sürüsünün sesleriyle, tuhaf, karmakarışık rüyalarla dolu rahatsız bir gece geçirdim.

OLYMPUS DIGITAL CAMERASabah erkenden yola koyuldum mola verdiğim yol üzeri lokantasında yine bir yenmesi yasak “delicacy” ama meksikalıların bayıldığı iguana :(

OLYMPUS DIGITAL CAMERASalina Cruz istikametinde 200 nolu karayolunda harika bir manzara :) Rampaları neden sevdiğimi biraz olsun anlatabilir belki!

Salina Cruz’a varmadan yol üzerindeki kasaba El Morro Mazatan’da kalmaya ve sabah erkenden Salina Cruz’a uğramadan otobandan devam etmeye karar verdim. Sabah ise kararım azıcık kararsızlığa dönüştü. Bir yanım ya kaçırdığım bir şey varsa derken, diğer yanım şehirlerden uzak durmak yönündeydi. En sonunda otobana girip Ixtepec istikametinde pedallamaya devam ettim. Bu arada havanın sıcaklığı değişmeye, tam karşımdan esen rüzgar hızını artırmaya başladı.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAOtobanın bir kısmı sanırım selden dolayı yıkılmış yerine yenisi yapılmış ve yıkılan kısım trafiğe kapatılmış.OLYMPUS DIGITAL CAMERABu ağacı ilk kez Chapala taraflarında görmüştüm. Pamuk gibi çiçekleri var!

OLYMPUS DIGITAL CAMERATehuantepec’te yol üstü lokantasında hamak keyfi! Lokanta sahibi beni görür görmez siparişin hazır olana kadar hamakta yatıp dinlenebilirsin dedi :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAIxtepec Pemex benzin istasyonu bedava kamp alanım oldu. Yine aman çadırını yeşilliğe kurma yılan var diye beton yer göstermelerine rağmen yeşilliğe kurdum o sese gürültüye yılan mı kalır!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERABu yolu nasıl geçtiğimi bir ben bilirim bir de bu yol bilir a dostlar! Rüzgar kuzeyden ve doğudan yani bu fotoğrafa göre solumdan ve kafadan esiyordu. Kesik kesik estiği için Teksas’ta yaptığım gibi rüzgara yata yata gitmem imkansızdı. İki kere rüzgarın şiddetiyle yolun dışına sürüklendim. Otobanda sağa dönüş ile La Ventosa kasabasına ulaşılıyordu. Rüzgar ile mücadele etmeye çalıştım ama dümdüz gitmem neredeyse imkansızdı. Bu arada Teksas’tan beri kaskımı süsleyen muhteşem Kızıl Şahin tüylerim bile şiddetli rüzgara dayanamayıp uçup gözden kayboldu. Kendimi daha fazla tehlikeye atamadım ve rüzgarın beni La Ventosa’ya sürmesine izin verdim. Burada yine yardımcı olan kasabalı biri sayesinde otobüs bulabileceğim bir yerde beklemeye başladım. Bisikletimi ilk kabul eden otobüs ile Arriaga’ya ulaştım. Nispeten daha büyük bir şehirdi ancak rüzgar hızını kesmeden devam ediyordu. Bir kaç başarısız denemeden sonra bu rüzgarda binmenin tehlikeli olacağına karar verip kalacak yer bakmaya başladım. Yine şansıma eski ama bir o kadar da sevimli bir otele kapağı attım.

OLYMPUS DIGITAL CAMERARüzgar, güneş ve köpekler ile bisiklete binmek adlı oto portre çalışmam! Kısa süreli retina yanmasına sebep olabilir uzun süre bakmayın :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAErtesi günde rüzgar olanca hızıyla devam edip yine beni yolun dışına itince çaresiz yine otobüse binip Chiapas eyaletinin başkenti Tuxtla Guitterez’e gittim. Burada couch surfing sitesinden beni misafir edecek birini bulduğuma sevinirken, bir anda mesaj atıp işinin çıktığını söyleyince Hostel Tres Central’de geceyi geçirmeye karar verdim. Hostele giriş yaptığım sırada Ben ile karşılaştım. Yüzündeki şaşkınlık epey komikti :) “Merak etme buraya kadar otobüsle geldim, hala benden hızlısın!” dedim. Ben; Salina Cruz üzerinden gelmiş hemen hemen benzer noktalarda rüzgardan bisiklete binemediği ve itmek zorunda kaldığı yerler olmuş. Ertesi gün beraber San Cristobal de Las Casas’a gitmeye karar verdik.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAOdalarının haricinde en güzel mekan hostelin terasıydı. Henüz her şey tam kapasite çalışmadığı halde bize kocaman kahve makinasını bile ödünç verdiler :)OLYMPUS DIGITAL CAMERATuxtla diğer şehirlere oranla kolonyal olmayan bir şehir ve yeni olmasına rağmen muazzam Sumidero Kanyonuna çok yakın. Bu kanyonun özelliği; ABD’de bulunan Grand Kanyon ile aynı zamanda oluşması ve duvarlarının yüksekliğinin 3000 metreyi bulması. Maalesef kanyon yolun diğer tarafında kaldığından Sumidero Kanyonunu oluşturan Grijalva Nehrinin fotoğrafıyla idare edin şimdilik, en kısa zamanda kanyonundan fotoğraflarla döneceğim.

OLYMPUS DIGITAL CAMERALa Pila Fountain – Chiapa de CorzoOLYMPUS DIGITAL CAMERAThe Chiapa Pochota Tree – Chiapa de Corzo

OLYMPUS DIGITAL CAMERAÖğlen molasını yolumuzun üzerindeki Chorreadero şelalesinde verdik.

OLYMPUS DIGITAL CAMERACascada el Chorreadeo – Chiapa de CorzoOLYMPUS DIGITAL CAMERAŞelalenin bulunduğu alandaki ilginç gövdeli bir ağaç.

OLYMPUS DIGITAL CAMERABöcekbilimciler bi baksın lütfen! Şelalenin orada ilk kez böylesine değişik bir karınca gördüm. Kıçı altın gibi parlıyordu. Şelalede serinleyip, güneşte kururken oturup yuvalarına arı ölüsünü taşımaya çalışan karıncaları seyrettim.

OLYMPUS DIGITAL CAMERASaat 2:00 gibi sanırım yola döküldük. En azından 40-50 kilometre sonra yol üzerinde dükkanlar olduğunu öğrenince şelale’nin oradaki kazıkçı dükkandan alışveriş etmemeye karar verdik. Her zamanki gibi Ben yine alıp başını gözden kayboldu :( bu fotoğrafı çektiğimde suyum bitmişti ve saat sanırım 5:00 civarıydı. En yakın köyde mola vermem gerekiyordu ancak ilk köyün girişinde 5 km tabelasını görünce vazgeçip yoluma devam ettim artık hava kararmıştı. Bisiklet ışıklarını taktım. Yola daha yakın bir köyün ışıklarını ve müzik sesini duyunca biraz olsun içim rahatladı. Hemen köye yöbeldim. İlk sorduğum dükkan beni biraz daha ileriye gönderdi. İkinci dükkanı iki genç kız işlettiğinden sanırım köyün tüm gençleri dükkanın önüne tolanmış gazoz içip sohbet ediyorlardı. Köye gelen yabancıyla da biraz dalga geçmiş olabilirler :) 3 litre su ve Marie Antoniette kardeşimin lafına ithafen kocaman cevizli bir kek aldım. Dükkanı işleten kıza kamp atacak yer sorduğumda “Diğer dükkana gidelim belki orada kamp atabilirsin” deyip bana eşlik etti. Ancak diğer dükkanın sahibi yaşlıca kadıncağız epey sert bir ifadeyle kalamaycağımı söyleyince bana eşlik eden kıza teşekkür edip mecbur ağır ağır köyün dışına doğru devam ettim. Köyün girişindeki otobüs durağında mı yatsam, yoksa ilerdeki beyaz ev kullanılmıyor gibiydi onun arkasına mı dolansam diye düşünürken köyün köpekleri başladılar havlamaya. Ulan tam da siz eksiktiniz derken köyün girişine yakın evlerden birinden köpekleri susturmak için bir adam çıktı. Aman dedim ne kaybederim şu adama bir sorayım belki bahçede yatmama izin verir.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAGerizekanın başkanı gibi yetersiz su ve yiyecekle kendimi zor durumda bırakmıştım. Neyse ki etrafta güzel insanlar vardı. Yukarısı gece kamp attığım bahçenin sabah ayrılmadan önce çektiğim fotoğrafı. Akşam akşam çadırımı kurarken evin hanımı “café de olla” yani tarçınlı kahve ve yuvarlak tatlı ev emeği getirince “yok artık” diye gözyaşlarımı tutamadım. Kafa fenerimi söndürmeyi unuttuğumdan ne yazıkki canı gönülden kucaklayamadım kim bilir belki de korkuttum kadıncağızı :(

OLYMPUS DIGITAL CAMERAKümesleri olmadığı için bütün gece yanı başımdaki çite tüneyip bık bık bık diye kafamı ütüleyen tavuk ve benden korumaya çalıştığı civcivleri :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAYolda yine yakaladığım Ben meğerse o 5 km içerideki köyde kalmış. Köy okulunda yatmasına izin vermişler ama su bulamadığı için gazoz içmek zorunda kalmış. San Cristobal de las Casas’a yaklaştıkça insan kalabalığı artmaya başladı. “Semana Santa” yani Kutsal Hafta olduğundan herkes akın akın şehre iniyordu. Yine Ben basıp uzayınca maalesef bu ilginçliğin de ancak fotoğrafını çekebildim. Sirklerde millete teşhir edilen hilkat garibelerinin bittiğini sanırdım :/

OLYMPUS DIGITAL CAMERAEn sevdiğim sokak sanatı – graffiti :) Meksika bu konuda hem yetenekli hem de neredeyse her sokakta bulmak mümkün.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAKalacak yer bulmak için san Cristobal meydanında dolanıyoruz. Bugün Cuma olması nedeniyle Kutsal Hafta ile ilgili törenler/kutlamalar ana meydandaki katedralde yapıldığından inanılmaz bir kalabalık var.OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAAyrıca hükümet ve dış politikayla alakalı bir takım eleştirilerin maketleri de belediye binasının bahçesinde teşhir edilmekteydi.OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAOLYMPUS DIGITAL CAMERABiraz da halk pazarının kıyısından köşesinden dolandık. Mevsimlik salyangozlar!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAKadınların eteğinden, kemerine, omuzlarına bağladıkları şallarına kadar herşey rengarenk işlenmişti. Tüm bu işlemeler, renkler ve motifler topluluklara göre değişim gösteriyordu.

OLYMPUS DIGITAL CAMERASonunda kalacağımız yeri bulduk El Hostalito! Hostelde bir geceden fazla kalan tur bisikletçileri bir gece bedava konaklayabiliyorlardı. Bu kadar bisiklet dostu olmasının nedeni San Cristobal’de Pura Bici’nin sahibi ile eski işletmeci ortaklarmış ve girişte bisiklet kiralama ve tamiri de yapıyorlarmış. Daha sonra işletmeci dükkanı Nancy’nin yeğenine devretmiş. Nancy’nin yeğeni de hosteli halasına bırakıp ABD’ye geri dönmüş.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAErtesi gün San Cristobal’i gezmeye ve dinlenmeye karar verdik.OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAIglesia del Cerrillo – El Cerrillo KilisesiOLYMPUS DIGITAL CAMERAIglesia de CaridadOLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAPozol negro nefis! mısır ve kakao ile hazırlanmış soğuk bir içecek.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA Dönüp dolaşıp hostele geri geldik. Burası hostelin minik arka bahçesi.OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAHostelin terasından gün batımında Iglesia de Guadalupe.OLYMPUS DIGITAL CAMERAChiapas’ta en çok konuşulan diller Tzotzil ve Tzeltal. Hostelin arka bahçesinde duvarda ispanyolca karşılıkları ile ufak bir de liste vardı.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERABu arada bu Kutsal Hafta sanırım diğer Hıristiyanlar Easter/Paskalya olarak kutluyorlar. Hostelde kalan tüm misafirler ve hostelin işletmecisi Nancy ile beraber yumurta boyadık.

Ertesi gün Ben ile beraber bisikletlere atlayıp doğruca yakın köylere pedalladık. İlk durağımız Zinacantan’dan manzaralar.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAOLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAİkinci durağımız ise San Juan Chamula! OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAZinacantan’da pazar yeri neredeyse bomoştu oysa Chamula’da iğne atsan yere düşmeyecek kadar kalabalıktı!OLYMPUS DIGITAL CAMERABu kilise Cahmula’nın meşhur kilisesi. İçeride fotoğraf çekmek yasak cezası büyük ayrıca saygısızlık olarak kabul edildiği için ancak alttaki kareyi kilise bahçesinde çekebildim.

Kilisenin içinde yerler çam iğneleriyle, çiçeklikler taze çiçek dolu. Yoğun tütsü kokusu ve dumanından biraz daralır gibi oldum ama değişik bir deneyimdi. Burası katolik kilisesi gibi görünse de mayaların kendi ibadetlerini ve kültürlerini devam ettirdikleri kutsal bir mekandı. Sıkıntının, hastalığın çeşidine göre değişik renklerde mumların yakıldığı ve tavuk kurban edilen bir yer! Kiliseden sorumlu kişi olmak müthiş prestijli bir durum ancak o yerlere serilen çam iğneleri, çiçekler, mumlar vs hepsini satın almak demek ayrıca evini de aynı şekilde süslemen gerektiğinden inanılmaz masraflı bir durum. İnsanlar  bu konuma seçildiklerinde masrafların altından kalkabilme için 15-20 yıl çalışıp para biriktiyorlar.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAKilise’nin dışında gölgelikte oturup dondurmalarımızı miğdeye indirirken etrafı seyrettik.

OLYMPUS DIGITAL CAMERABen’in ben tuvaletteyken fotoğraf makinama bıraktığı son hatıra :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERABisiklet tamircisi ve berber! ikisi bir arada, gayet mantıklı :)OLYMPUS DIGITAL CAMERATemplo de Santo Domingo de Guzmán – San Cristobal de las Casas sanatçılar çarşısındaki kiliselerden  en büyüğü

San Cristobal’e geri dönünce “Museo de Medicina Maya” yani Maya İlaç Müzesini ziyaret ettik. En faydalı bilginin de fotoğrafını çekmeden olmazdı :) OLYMPUS DIGITAL CAMERATürkçe tercümesi şöyle; Siyah Örümcek, Tıbbi kullanımı: Testis inflamasyonu, Kullanılan Kısım: Dişler. Bu iyiliğimi de unutmayın!

Gün batışının en güzeli San Cristobal’de kuşkusuz Guadalupe Kilisesinin bulunduğu tepeden izlenir. Ertesi gün San Cristobal’den ayrılacağımız için günü batırmak üzere tuttuk kilisenin yolunu :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAOLYMPUS DIGITAL CAMERASan Cristobal De Las Casas, Maya dilinde ‘Jovel’ şehrinde gün batışı :)

1 Nisan 2013 sabahı yola çıktık. Hedefimiz Ocosingo’ya varmaktı. Yolda hızlarımız birbirine denk düşmediğinden ayrıldık. Yaklaşık 1 saat sonra yokuş aşağı inerken dönemeçten sonra hız tümseği yoktur diye frenleri bıraktım ve hız tümseğinden dolayı dengemi kaybedip düşüp omzumu kırdım. Hastaneden sonra dönebileceğim tek yer El Hostalito idi. Nancy sağ olsun iki hafta boyunca duş almam için tişörtümü çıkarmama, kolumun askısını takmama hep yardım etti. İki ay boyunca minik bir aile olduk.

Şu an hala omzumu tam kullanamıyorum. MR sonuçlarına göre ameliyata gerek yok ancak en az 3 ay daha egzersizlerime devam etmem gerekiyor.

Posted in bisiklet | Tagged , , , , | 2 Comments

Life, Bicycle, Seagulls and Ferries

Life was very different when you cycle through it. The land rolled up and down, carved into green, yellow fields, and covered with tall trees. I had to stop and look and smell. There were so many shades of green, reminded me the tubes of oil paints. Was this Prussian Green or maybe Cobalt Teal, who knows? I was humbled and blessed to be able to notice all before it is too late. The road was calling, like a mother for a lost child. I have been suppressing my feelings for a long time. Finally it was unbearable for me to stay in the urban jungle. Finally I had the freedom to respond the call of the nature.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAIn the beginning I fought against myself, force the limits of my endurance. I fought against the nature and I was defeated, wounded and exhausted. It is a different way of experience where you cannot gain at a desk job. Now I am a little wiser, I don’t push it and I do not hang about. If I just continue pedaling and keep the bike in balance, it stands no reason that I am going to get Chili.

Still I feel unbelievably strong and bemused at the same time when I think all those hills and kilometers that were left behind. On the road most of the time I was either thinking past: doing and undoing things or dreaming about the future: drinking with my friends, exchanging the road stories. However while pedaling the endless uphills of Mexico I stopped thinking, I was not even thinking about my family, my ex or my friends. I was not seeing the horizon or the passing cars, just repeating one sentence ‘roll baby roll’. I was the words and they were also my thighs and my calves. I knew I was going to reach to the furthest end of South America, and all I had to do is keep on pedaling. The simplicity of it was pure joy. As long as I kept pedaling forward eventually I would arrive.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAI was frightened by the malice idea of rape, kidnapping and horror stories. What if someone sprang out of the bushes etc. It took a while to find my own rhythm but once I found it I began to feel certain. Not just the Americas but the whole world opened beneath my front tire, and the feeling of freedom, of pushing into unknown, was so exhilarating. I was in a world all alone by myself and nothing or no-one could get into the way or ask me to do some stupid paperwork.

There was always something more behind trees, hills, baby blue eyes of a stranger, something infinitively more beautiful than the obvious. Normally my personality is not a cheerful, easy going Pollyanna, it is rather gloomy and dark. What I realized, I was less unhappy more cheerful while I am on the road. Two wheels and a steel frame was such a magical instrument. Even the days I had to get up before sunrise and pack or the hot noons where I had to climb up a hill sweat trickling down my shoulder blades, my whole body or even the evenings where I barely find a place to pitch my tent and slip into unconsciousness, life was worth living for the first time. I could feel it in my bones.

OLYMPUS DIGITAL CAMERATime by time I remember and think about the people I met on the road. The kindness of people who embraced me, who shared their food, homes, knowledge even when I was too shy to accept and in accepting I had learned something new. It was as much of a gift to receive as it was to give, both requires courage and humility. As a passer-by, where I stood not only land but everything was open. People felt free to talk and to share and I was free to listen and to carry a little bit of them as I continue my journey. Everyone was asking me why I was alone in this trip. The choice was not intentional but I think deep down I wished to be alone. It is not just the sake of one woman versus the world trip. Being alone is hard which requires constant effort but at the same time it is easy to break you into pieces, ready and open for changes. I do not have the liability to talk in the name of all humans but I believe at some point I have made such a big mistake by staying in the city. Once I rediscovered the beauty of the nature by hiking and climbing it was inevitable for me to be on the road. I understood that with each pedal stroke to atone the mistakes I had made, the things that I let go, it was my journey to accept the strangeness and similarities of other people.

I have not had any questions or answers or any good reason to explain my journey. This is solely done for the sake of doing it. I still do not know what I am looking for and I do not know if I could be able to recognize it if I found it. Perhaps in the end I might have better answers or the best better questions. Until that time as one beloved friend told me “Enjoy!”

OLYMPUS DIGITAL CAMERAEnjoy the ride!

* With special thanks to my friend, my sis İpek Kamacı for editing :)

Posted in bisiklet, nasılım | Tagged , | 5 Comments

Puerto Escondido

Sevgili Romalılar,

Böyle lafları sakız gibi uzatırım, esas meseleye gelene kadar dinleyenler ya eğlenir ya da saçını başını yolar. Nice dereleri tepeleri aşıp Puerto Escondido’ya vardığımda “hah” dedim “burada ruhumun arayı kapatıp bana yetişmesini bekleyebilirim.”

Tabii boş boş beklemedim, bir arkadaşım “Var mısın?” dedi, “Varım!” dedim “Ne yapıyoruz?” “Yüzüyoruz!” Gece gece Pasifik Okyanusu’nda yüzmek gibi türlü çeşit deliliklere imza attım ;)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAZicatela Plajının en sonunda sakin kendi halinde kedili bir hostel bulmuştum, Hostal Tlalocan. Her ne kadar ucuz, sahibi dost canlısı olsa da burada daha fazla kalabilmem için iş bulmam gerekiyordu.

OLYMPUS DIGITAL CAMERABir kişiyi tanımakla başlar her şey (sevmekle de başlar ama şimdi konumuz bu değil) NOLA’dan sevgili dostum Lalo’nun yeğeni Puerto Escondido’da yaşıyordu. Kimbilir belki kalacak yer, belki de iş problemime çözüm getirebilirdi.

OLYMPUS DIGITAL CAMERABurası Puerto Escondido’nun en sevimli en romantik plajı; Playa de Carrizalillo!

Plaja inen basamaklarda oyalanıp fotoğraf filan çekerken yukarı çıkan ve selam veren birine “Hormiga’yı” tanır mısın, nerede bulabilirim?” diye sordum. “Plajda değil evindedir istersen götüreyim.” deyince takıldım peşine :) Hormiga – Karınca demek Lalo’nun yeğeni ve neredeyse tüm Puerto Escondidodular gibi sörf hocası.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAHoş beşten sonra beraber Tower Bridge Hostel’e gittik. Resepsiyon işi açıktı \o/ Bazen eline ayağına söz geçiremeyen bir insan olduğumdan bisikleti ayağıma düşürmeyi ve orta göbek dişlisini ayağıma saplamayı başardım. Bir daha yap desen inan yapamam. Böylece ayağımda bu maceradan güzel bir iz kaldı :) (Başına daha neler gelecek haberi yok!!1 -Efendim, ne diyosunuz bıdır bıdır arkadan?-Yok bişey, sen önüne bak önüne!!)

OLYMPUS DIGITAL CAMERA18-19 ve 20 Şubat 2013 (kızım yaz bi kenara hayat hızla akıp geçmekteydi. -yazdım (biz bilmiyoruz sanki) vır vır kendi kendine söylenme!!) Zicatela plajına veda edip Puerto Escondido’nun öbür ucuna sürdüm bisikletimi.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAHostelde ocak başında yemek yapıp sohbet ederken birbirimizin Türk olduğunu keşfettik. Kendisi ikinci nesil Almancılardan :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERATower Bridge Hostel’in her sabah temizlediğim minik havuzu :) Havuz tanımadığın insanlarla paylaştığın koca bir küvet gibi geldiğinden uyuz olurum normalde ama pasifik sıcağını çekilir kılacak tek şey.OLYMPUS DIGITAL CAMERASteve, hostelin sahibi bir deli İngiliz :) Steve ile 20 dakika bir başka insanla geçirilen 2 saate eştir. Hiperaktivitenin kitabını yazar. Hostel senin benim gibi gelip bedava kalacak yer arayan insanların sorumluluğunda işler. O kadar da iyi niyetlidir. Eski sekreterinin İngilizce Öğretmeni olduğunu öğrenir öğrenmez hemen ders almaya başladım. Sağ olsun Steve çok kalabalık bayram haftasında kaçmayayım diye ders parası, bedava bira (nasılsa ikiden fazla içmediğimden) arada keklerle beni tutmaya çalıştı. Elimden geldiğince arapsaçına dönen rezervasyonları düzenleyip kocaman bir tablo hazırladım.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAHepimizin bir adı vardı ama bu Steve’in sorunu değildi. Beni Turkish Girl yukarıdaki arkadaşı Russian Guy diye çağırıyordu :) Bir gün “yahu adı Andrei, benim de adım Elif” dedim. “Benim için farketmez Turkish Girl” dedi :) Zamanla adlarımızın yerini bu lakaplar aldı.OLYMPUS DIGITAL CAMERAŞimdi düşünüyorum da güzel günlerdi. Nasıl olmasın? sabahtan akşama bikini pareo ile gez, yan bahçeden bedava mango topla, etraf üstsüz güzel adam kaynasın :) Puerto Escondido bir sörfçü cenneti olduğundan sağdan sola dönsen Avustralyalı sörfçülere çarpman işten değildi.

Hostelde çalışmanın avantajları arasına yukarıda saydıklarımın dışında bir de bedava turlar eklenince boş durmadım tabii.

Hep beraber yakındaki sahile kaplumbağa yavrularının yumurtadan çıkmasına ve okyanusa bırakılmasına yardım etmeye gittik.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAİlerde yumurtlanma ve yumurtadan çıkış tarihleri rüzgarda uçuşan yuvalar.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAVe doğum başlasın!OLYMPUS DIGITAL CAMERAÖnce gözleri filan kapalı derin uykudan uyanmışçasına mahmurlar.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAHenüz zamanı gelmemiş yuvaların üzerinin tülle kapanması şart yoksa sivrisinekler yumurtaların içine larva bırakabiliyormuş. Ulan şu sivrisineklerin de bir yararını duysam gam yemeyeceğim :)OLYMPUS DIGITAL CAMERALuisa ve Christian :) OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAİsveç’ten Tommie ve kız arkadaşı. Tommie’yi şuradan dinleyebilirsiniz. http://gustswe.bancamp.com

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAKaravanlarıyla Portekiz’den gelen neo-hippy bir aile (bazen çocukları seviyorum :))OLYMPUS DIGITAL CAMERAKimbilir nerelere gideceksin, nice zaman geçecek ve doğduğun bu kumsala geri dönüp yumurtalarını bırakacaksın. Bir ihtimal okyanusun bilinmezliğinde kimbilir kime yem olacaksın.

Hostelde beraber çalıştığım Britt ile resepsiyon işlerini gençlere bırakıp yakındaki bir başka kasaba olan Mazunte’deki gezici sirk festivaline kaçtık.

Britt’le sahilde kamp atmaya karar verdiğimizden dolayı değerli eşyalarımızı Luis ve Christian’ın kaldığı odaya bıraktık. Bir şaşkın olarak fotoğraf makinamı da bıraktım tabii. Dolayısıyla festivalden fotoğraf maalesef yok :( Çeşitli hokkabazlar, müzisyenler gösterilerini sundular ancak en güzel gösteri ip dansçısının gösterisiydi. Aero Danza –  yukarıdan aşağı inen bir veya iki halat veya salıncaktan oluşan bir düzenekte boru dansı gibi seksi figürler içeren bir dans. İnanılmaz estetik, bir o kadar da güç gerektiriyor.OLYMPUS DIGITAL CAMERA Sahilde labutlarla voleybol oynayan sirk cambazları. Bir de burası karma bir sahil isteyen üstsüz takılıyor, ileride ise isteyen çıplak takılıyor :)OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAAşağıda şu hamaktan bakınca görülen manzarayı fotoğrafladım. Ama dev dalgaları, sahilin incecik kumunu, az sonra çıkacak ay ışığını kadraja sığdıramadım. Varın onları da siz hayal edin :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERASirk gösterileri sona erince benim mini çadırı kapıp sahile indik. Tertemiz bir hava, nefis bir dolunay, okyanusun ulaşamayacağı ufak bir alan bulup çadırı kurduk. Hoş çadıra da ihtiyacımız yokmuş iki battaniye alsak kumsalda açıkta yatarmışız. Zaten dolunayın ışığından uyku tutmadı, kayalıklara oturup erkekleri çekiştirdik :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAErtesi gün Britt ve ben otostopla bir kamyonetin arkasında anayola çıkıp, otobüsle Puerto Escondido’ya geri döndük.

Daha sonra başka bir misafir grubuyla hem balık avlamaya, hem de yunus görmeye çıktık. Ne kadar saçma bir cümle oldu. Bir yandan öldürmeli filan öte yandan yunus seyretmek :( Yakında balık ve deniz ürünleri yemeği de bırakacağım sanırım.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAÖyle ufak olta balığı yakalamıyorsun, bayağı bildiğin tonbalığı veya işte yukarıdaki balıktan vuruyor oltaya, bi kuvvet misinayı salıp salıp topluyorsun, motora alınca da çinekop misali livara atamazsın, kafaya odunu bir olmadı iki defa vurup bayıltman neyse işte bi şekil öldürmen gerekiyor :(

OLYMPUS DIGITAL CAMERAŞimdi bu sailfish mi swordfish mi ben bilemedim ikisi de aynı familyadan geliyor sanırım. Çok güzel acayip ihtişamlı bir balık. Onu da tekneye almak için kılıcından yakalamak gerekiyor gerisi aynı zalimlik devam :(OLYMPUS DIGITAL CAMERAYakında tembel tembel yüzen bir kaplumbağayı da motora aldık neyse ki üzerine yapışan parazitleri temizleyip (bu da kötü bi şey belki bilemedim) gerisin geri okyanusa saldık.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAYavru kaplumbağaydı, balık tutmaydı derken Steve’in Almanya’dan dostları geldi. Her sene gelip bu hostelde kaldıkları için ahbap olmuşlar. Onların peşine takılıp Chacahua Gölleri Ulusal Parkına gittim (Parque National Lagunas de Chacahua).

OLYMPUS DIGITAL CAMERA Müthiş bir gündü. Ulusal park deyince aklınıza ABD’deki parklar gelmesin Meksika’dakiler daha el değmemiş. Bazen iyi bazen kötü tabii bilemiyorum anlatması zor. OLYMPUS DIGITAL CAMERANefis mangrov ormanından oluşan bu göller bölgesi doğal bir kuş cennetiydi.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAEl Tùnel de Amor – Aşk Tüneli (Mazunte’de ayışığında dedikodu, Aşk Tünelinde arkadaşlarla goygoy, şikayetçi değilim tabii)

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAAslında ufuk çizgisi eğri değil sen yamuk bakıyosun tamam mı!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAUlusal Ekoloji Enstitüsü – Krokodil Dinlenme Tesisleri ;)OLYMPUS DIGITAL CAMERAKrokodil koruma alanının çirkinlikten melül melül bakan köpreği.

OLYMPUS DIGITAL CAMERALütfen Krokodilleri rahatsız etmeyin!

OLYMPUS DIGITAL CAMERAYaş ve boyutlarına göre ayrı ayrı küçük havuzlarda bulunan krokodillere bu kadar yakın olmak nefisti. Gönül ister ki, özgürce gölde takılsınlar ama her an yiyecek olabilirler (buralarda iguana yemek gayet normal eh krokodil neden olmasın)

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAMisal bu krokodil koruma merkezine getirildiğinde 25 yaşında dişsiz ve körmüş :( Daha önce birinin evcil krokodiliymiş ve inanılmaz eziyet çekmiş. Genel olarak timsahgiller öyle pek tezcanlı kıpır kıpır hayvanlar değiller. Sırtlarındaki zırh  güneş paneli olarak çalışıyor. Dolayısıyla güneşlenmek en önemli işi. Sanırım hayvan kıpırdasın diye habire dürteleyerek canını yakmışlar. Hikayesi çok hüzünlü anlayacağınız. Burada ise balıklar tam ağzına denk gelirse keyfi yerinde.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAŞu gözleri pörtlek arkadaş ise Black Caiman (Kayman) yolu taaa Amazonlardan buraya düşmüş. Aslında nehirler ve tatlısularda filan barınsalarda zorda kalınca sanırım bir şekil tuzlu suya da adapte oluyorlar.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAGençler selametle, dişçiye gitmeyi ihmal etmeyin ^_^.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAGölün denizle birleştiği nokta.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAChacahue Ulusal Parkı’ndan sonra Santa Catarina Juqulia adlı pek çok hacının uğrak yeri kasabaya çıktık.

OLYMPUS DIGITAL CAMERADoğa karşılık beklemeksizin hep iyi şeyler verdi, işte şimdi bunun karşılığını verme zamanı. Kirliliğe Hayır!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAKasabanın halk pazarındaki kitsch bir takım dini semboller.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAMeksika’da tabela yerine duvarlara yapılan çizimler kullanılıyor. Bu da bir internet kafe çizimi :)OLYMPUS DIGITAL CAMERAHalk pazarının tatlıcı bölümü

OLYMPUS DIGITAL CAMERASanta Catarina Juqulia’nın tepeden görünümüOLYMPUS DIGITAL CAMERAPuerto Escondido’da neredeyse bir ay zaman geçirmiştim artık yola çıkma zamanıydı. Ancak hostelin rahatlığına da alışmıştım, sebebim bir Fransız bisikletçi oldu.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA1.50 Continental lastiklerimi tüm Meksika boyunca yanımda gezdirdiğim 2.00 Schwalbe Marathon 410 lastiklerle değiştirmiştim. Bisikletimi temizlemiş, kırılan pedallarımı yenilemiştim. Bir gecede tüm ıvır zıvırımı; hayatımı çantalarıma doldurdum. Ah o heyecan yok mu? İlk aşk heyecanı gibi bende yola çıkma heyecanı :)

21 Mart sabah erkenden Ben ile düştük yollara, hedefimiz San Cristobal de Las Casas ama tabii önce Mazunte sonrasında Salina Cruz.

Posted in bisiklet | Tagged , , , , | 4 Comments

131 Nolu Karayolu

Oaxaca de Juàrez’den sabah saat 7:00 gibi ayrıldık. Diğer büyük şehirlere nazaran Puerto Escondido’ya uzanan 131 nolu karayolunu bulmamız kolay oldu. Yol üzerinde bir iki ıvır zıvırı tamamlamak için büyük bir markette mola verdik.

Buraya haritayı koymak için epey debelendim ancak beceremedim artık link ile idare edin :)

http://www.mapmyride.com/routes/view/255377089

Neden başka rotalar değil de ille bu rotanın linki diye sorarsanız en sevdiğim rotaydı. Ne çok kolay ne çok zor ancak epey dayanıklılık isteyen çıkışların anlamını yitirdiği, inişlerin ise coşkuyla kucaklandığı bir rota!

OLYMPUS DIGITAL CAMERAMeksika ve Tekila :) yol üzerinde küçük derme çatma bir lokantada herkesin kafası güzeldi. Biz de güzelce karnımızı doyurduk.

OLYMPUS DIGITAL CAMERASiyah fasulye nefis, tarçınlı kahve (café de olla) ondan nefis.

OLYMPUS DIGITAL CAMERABöyle ağaçlıklı ana yolda tatlı tatlı ilerliyoruz. Henüz tırmanış başlamadı.

OLYMPUS DIGITAL CAMERABisikletle seyahat ederken (ki sanki çok etmişim gibi oldu) durup arada arkama bakmalara doyamıyorum. Vay anasını epey yol gitmişim hezeyanları arasında manzara da genelde çok güzel oluyor.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAEh miğdeler dolu olunca çok da uzağa gidilmiyor. 10-20 kilometrelik bir alanda önce ileride bir bakkaldan ihtiyaçları tazeleyip daha sonra epey bir oraya mı kamp atalım buraya mı şeklinde etraftaki tarla ve çalıları kolaçan ettikten sonra kuytu bir yerde karar kılıyoruz. Yine muhteşem bir gün batımıyla herkes çadırlarına çekilip deliksiz bir uykuya daldık. Bill hariç :( ne yazık ki şişme matında tamir edemediği bir delik olduğundan geceyi rahatsız geçiriyor.

OLYMPUS DIGITAL CAMERASonrası nasıl mı dostlar, tırman tırman bitmiyor derecesinde sardırıyoruz rampalara :) Güldüğüme bakmayın benim için epey zorluydu bu tırmanış, küçük viteste yokuş yukarı durup sonra tekrar yola devam etmek yeminle benim harcım değil, neyse ki bir şekil sağda solda keşfettiğim boşluklarda filan durup, dinlenip yola devam etmeyi öğrendim.

OLYMPUS DIGITAL CAMERATekila, mezcal ve türevlerinin ana maddesi agave tarlası!(türkçede sabır veya sabır otu olarak biliniyormuş)

OLYMPUS DIGITAL CAMERABir günde yine yaklaşık 500 metreye yakın irtifa alıp kaybettiğimizden yolumuzun üzerindeki Villa Sola de Vega  adlı kasabada kalmaya karar verdik.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAKaldığımız otelin karşısında meksika usulü karidesleri mideye indirdikten sonra, tekila ve mezcal arasındaki farkı anlamamız için lokanta sahibi bize mezcal ikram etti. Öyle koca bir şişe değil tabii ki bir teklik :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAHala Oaxaca eyaleti sınırlarındayız ve mezcal buraların yegane içkisi, başka içki çeşitleri olmasına rağmen en iyi mezcal Oaxaca’dan çıkıyor.

OLYMPUS DIGITAL CAMERABiraz kurt alır mıydınız? Mezcal de tekila gibi kurtlu olabiliyor hatta bu kurtçuklar böyle kurutulup satılıyor.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA131 nolu karayolunda kıvrıla büküle Güney Sierra Madre (Sierra Madre del Sur) dağlarını aşıyorduk. Bugün 2150 metrelik geçiş bizi bekliyordu. Yaklaşık 500 metre irtifa kaybedip, 700 metre irtifa kazanacaktık. Tabii bunları net olarak ancak şimdi yazabiliyorum. O zamanlar eh dağ varmış çıkalım, hoop iniş varmış inelim şeklinde göz kararı takılıyorduk.

OLYMPUS DIGITAL CAMERASanırım bu karayolunu sevmem biraz da buna bağlı gibi, yani evet biliyorum dağları tepeleri aşacağız ama net bir ölçü yok :) yolların küçük tatlı keşifleri, şakaları filan.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAYine çıkışların bitmek bilmediği bir anda artık dayanamayıp mola verdim, bir şeyler atıştırdım, tuvalet ihtiyacı filan neyse hemen yola koyuldum. Bill ve Katie Colorado’da yaşadıklarından dağlarda rampa çıkmaya çok alışkınlar bense daha çömez sayılırım.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAABD’den ayrılmadan arkadaşların ısrarına dayanamayıp Garmin GPS almıştım (hala kırmamak için kendimi zor tuttuğum için çantalardan birinin en dibine gömdüm) Olan yolu bile gostermekten aciz bir alet :( arada açıp sadece rakım kontrolü yapıyorum. Burada ise manzaradan ve buraya bisikletle gelebilmiş olmanın dayanılmaz hafifliğinden aklımdan uçup gitti.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAOLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAEh tabii o kadar güzel çıkışın  bir o kadar güzel de inişi olur :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAÇat pat ispanyolcamla öğrendiğim kadarıyla çiftleşsinler diye değil, horoz uçup kaçamasın diye birbirlerine bağlı bir çift. Evliliğin değişik bir versiyonu olsa gerek :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERASan Pedro Juchatengo’da (toplam 138 km) ırmak kıyısında şahane bedava kamp atabileceğimiz bir yer bulduk. Duş ve tuvalet vardı ancak işimizi taşıma ve soğuk suyla görmemiz gerekiyordu.

OLYMPUS DIGITAL CAMERASabah erkenden yine yollara doküldük her ne kadar sahile yani 0 rakıma doğru ilerlesek de bugün de çıkmamız gereken en az bir 1000 metrelik irtifa vardı.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAEvde kullanmadığımız anneanne fincanıyla sütlü kahve keyfi, tadından yenmez :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAYolda olanın ancak anlayabileceği yarı meditatif ruh halinde memleket özlemi burnumun direğini sızlatırken içimden bir ses sabret diyordu. İstanbulu memleketten saymıyorum, benim için memleket Kaçkarlar :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAÖnce gözünü sevdiğim “dumanı” gördüm, sonra memleket kokusu taaa Karadenizden geldi burnuma dayandı, gözlerim yaşardı. Sise doğru ilerlediğimin farkındaydım, daha doğrusu bulutun dağa yanaştığını görmüştüm de bu kadarını beklemiyordum. Doğa bir sevimlilik yapıp memeketi bana getirmişti.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA  OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERADördüncü kamp alanımız ise yardımsever bir vatandaşın bahçesi oldu :) o kadar tırmanış ve inişten sonra selemin hali – hani “götümden ter aktı” lafı tam yerini buldu.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA189 veya 190 km civarında bir yerlerdeyiz.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAİlk muz ağacım :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAParada las Aguilas – The Eagles’ Stop

 Pek manidar kamp alanımızdan erkenden ayrılıyoruz, bugün hedef Puerto Escondido ve tabii ki Pasifik Okyanusu’na atlamak!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERABrahma, en sevdiğim inek cinsi. ABD’de ilk karşılaştığımda üçü beşi bir araya gelip çit boyunca beni takip etmişlerdi. Çağırınca bakan ve sizi takip eden tek inek, en azından benim bildiğim :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAPuerto Escondido’ya varmamızı tabii ki dev hindistan cevizi suyuyla kutladık.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAMachete kullanan kadın seksiliği! Ben de alıcam kendime bir tane, kamp alanı düzenleme, hindistan cevizi kesmece filan epey lazım.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAPuerto Escondido’nun meşhur dev dalgaları ile ünlü Zicatela Sahili (Playa Zicatela)

OLYMPUS DIGITAL CAMERASebepsiz bilgi : Hawaii’de marijuana yerine argo “pacololo” kullanılıyormuş.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERABir başka güzel gün batımı! Kendime Zicatela’nın taaa öbür ucunda kalacak ucuz, sevimli ve rahat bir hostel buldum.

En kısa zamanda devamı; Ayrılan Yollar, Puerto Escondido’ya veda ver elini San Cristobal de Las Casas. Bilmeyenler için durum güncellemesi, tembellikten ve bilgisayarımın bozulmasından dolayı yazamadım ama bu hafta tüm yazıları tamamlamayı düşünüyorum. Kolum iyileşti biraz ama kasların yapılanması ve kolumun eski haline gelmesi için fizik tedavim hala devam ediyor. Ve evet hala San Cristobal de Las Casas’tayım.

Posted in bisiklet | Tagged , , , | 3 Comments

#occupyturkey #bubirsivildirenis

Şöyle veya böyle senelerdir uyuyan, uyutulan, devlet büyüğüne saygıdan susan, etliye sütlüye karışmadan yuvarlanıp giden, böyle böyle etrafındaki zulmü/otorite baskısını görmeyen/kanıksayan/umursmayan bir toplumduk.

Evet ben de evimde, işimde ekmeğimdeydim. Böyle yetiştik. Maalesef biraz korkak ve fazlasıyla apolitik. Sonra ne mi oldu? Şahsen benim hayatıma çok güzel insanlar girdi. Süper ötesi dostlarım oldular. Beraber yiyip içmenin dışında bambaşka hikayeler dinledim. Kendi durduğum yerin dışına çıktım, dostlarımın penceresinden olayları görmeye çalıştım. Aklım yettiğince okudum, dinledim.

Bildiğim kadarıyla Türkiye’de azınlık grubuna girecek bir etnik kökene sahip değilim. (Artvinli olmak için azami çabayı sarfediyorum o apayrı bir mevzu) Belki de sahibim bilemiyorum.  Rahmetli babam ve dedem sarışın mavi gözlülerdi. Ama bildiğim kadarıyla ne Balkanlardan göçmüşüz, ne Rusya’dan. İşin aslı çok da umurumda değil olmadı da.

Din desen ben de üç kulhu ve bir elhamdan öteye geçmez. Okudukça, dinledikçe, araştırdıkça din ile ilgili insanın düşünceleri de değişiyor elbette. Ancak din konusu da inanılır olduğu kadarıyla eleştirilebilir de olmalı. Bana göre tamamen vicdani bir karardır inanmak veya inanmamak. Herhangi bir otoritenin dayatmasıyla inanmak veya tam tersi inanmamak her ikisi de kötü.

Velhasıl sevgili günlük ben büyüdüm, akıllandım mı orası şüpheli :) ama farklı düşüncelere, bakış açılarına, duruş, gelişime açık olma, etrafında olup bitene daha bir kulak kabartmaya başlıyorsun büyüdükçe.

Önce güzellikle başladı #direngeziparkı eylemi. Gençler sakin sakin oturma eylemi yapıyorlardı senelerin parkı için.

diren6Ne olduysa otoritenin kibriyle oldu. Dağıtın emriyle, önce çadırlar sonra nice canlar yakıldı. Polis elini vicdanına koyamadı çünkü uzun zamandır vicdanı nerede unutmuştu. Dolayısıyla tüm gücüyle saldırdı. Aklım almıyor, gözlerim inanamıyor ama panzerle insanları ezdiler. Otorite yanlısı diğer sivil insanların göstericilere saldırmasına izin verdiler. O kadar gözleri dönmüştü ki, evlerinde ve sokaktaki diğer vatandaşları da göz ardı ettiler.

diren diren4 diren5 geziparki14Evet bir avuç genç ile başlamıştı. Evet üç beş ağaç için başlamıştı ancak direniş dalga dalga büyüdü. Otoritenin yani şimdiki hükümetin pek çok politik hatası, örtbası, ikiyüzlülüğüne doyan ve taşan halkın direnişine dönüştü.

Tüm dostlarım Taksim’de, Beşiktaş’ta, İzmir’de, Ankara’da ve Türkiye’nin her yerinde direnişte. Tüm kalbimle yanınızdayım, fiziken de yanınızda olmak isterdim heyhat!

Durmayıp direnin dostlarım! Umarım #busivilbirhalkdirenisi olarak kalır. Bugüne kadar her durumda kifayetsiz olan partilerden, kurumlardan medet ummayın. Lütfen ama lütfen bu direniş gelip AKP karşıtlığında tıkanmasın. Türkiye’de bundan önce de özgürlük yoktu, yine nadan, yine duyarsız, yine birbirimizin acısından bihaber günlere geri dönmeyelim. Eğer ne istediğimizi bilirsek hükümette kimin olduğunun önemi olmaz.

Benden çok daha güzel durumu toparlayan sevgili merenbeye bırakıyorum lafı

Merenbeyin son bir kaç saatte twitter’da yazdıklarına kulak verin

– #OccupyGezi’yi AKP karşıtlığından çok “bu ülkede bir şeyler değişmeli” diyen halkın otorite baskısına karşı direnişi olarak görmek gerekli [1].

– Aynı polis 10 yıl önce de türbanlıların karşısında idi: Türkiye’de özgürlük el değiştiren bir ayrıcalık olmaktan çıkmak zorunda [2]

– Halk neyi istediğini net bir şekilde ifade ederse, mecliste kimin olduğunun önemi olmaz: #OccupyGezi manifestosunun vakti geldi de geçiyor [3]

– Sokağı dinle, #OccupyGeziManifestosu altına yaz. Kalemi alıp konsensus bir metin yazmak isteyenlere yol göster [4]

Evet, Türkiye AKP’den kurtulabilir. Fakat bugün sokağın elinde çok daha büyük bir fırsat var!

Türkiye’de özgürlükler AKP’nin gidişine endeksli değil. Türkiye onlardan önce de özgürlüksüz idi, AKP’den sonra da öyle kalabilir. Öte yandan mevzu AKP karşıtlığı noktasında gelip tıkanıyor. Halbuki sokağın verdiği savaş, AKP yandaşlarının da vaktinde muzdarip olduğu otorite ve otorite baskısına karşı.

Oturup her rengin kendisine yer bulduğu bir manifesto yazmak gerekli. Bu ülkenin fikir önderleri kalemi eline almalı, halkın derdini kağıda dökmeli.
[1] https://twitter.com/merenbey/status/340942693578457089
[2] https://twitter.com/merenbey/status/340943237197991937
[3] https://twitter.com/merenbey/status/340946363858681857
[4] https://twitter.com/merenbey/status/340946995235655680

Önemli Not : Fotoğrafları sosyal medyada bulup kullandım. İlk fotoğrafı T24 sitesinden aldım. üçüncü fotoğraf Taksim’de direnen dostlarımdan birine ait. İsimlerini bilemediğim için burada şahsen teşekkür edemediğim, bunları ve benzer fotoğrafları/videoları çekip paylaşan muhabir/fotoğrafçı olan-olmayan herkese canı gönülden teşekkür ederim.

Ayrıca tüm olan bitene sessiz kalan, taraflı yayın yapan Türk medyasına rağmen sesimizi duyan yabancı basında çıkan haberlere buradan ulaşabilirsiniz. Siteyi aynı günde kurup, çevirilerle ayağa kaldıran tüm dostlara teşekkürler.

http://yabancibasindagezi.blogspot.mx/

My dear foreign friends lots of things are happening in Turkey right now. Maybe you have already heard the news about the riots started for a bunch of tree and spread rapidly to the other cities. Here is the link which explains the reason behind the protests.

http://globalvoicesonline.org/2013/06/01/turkey-a-tree-dies-a-nation-rises/

#occupyturkey, #bubirsivildirenis

Posted in olaylar | Tagged , | 2 Comments

Oaxaca de Juárez ve yol güncesi

İki gün Puebla’da Roberto’nun misafiri olduktan sonra 7 Şubat’ta Oaxaca de Juárez’e gitmek üzere yola çıktık. Mex 150D paralı yolunu (Puebla-Orizaba-Cordoba) kullanarak Tehuacán üzerinden Oaxaca’ya ulaşacaktık.

OLYMPUS DIGITAL CAMERABunu da gördüm! Otobanda türlü çeşit şeyin satılmasını normalde garipsemediğim halde yavru köpek satılmasına inanın anlam veremedim. Demek durup köpek yavrusu alan var, kimbilir.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAYine yol üzerinde Acatzingo’yu geçince, Quecholac isimli ilçeye bağlı Pemex isyasyonunun arkasındaki çayırlıkta kamp attık. Bu benzin istasyonlarının en güzel tarafı Italian Coffee Company isimli bir zincirin olmasıydı. Güzel kahve ve yanında wifi :) daha ne isteyebiliriz ki!

OLYMPUS DIGITAL CAMERATehuacan’dan tek hatıra peynir tadında bu meyve, lanches :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERARoberto çok büyük, nefis manzaralı bir köprüden geçeceğimizi söylemişti. Öğlen molasını burada verdik.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAHiç bitmeyecek gibiydi rampalar, Bill yolda bulduğu portakalları yokuş aşağı yuvarlayıp eğleniyordu. Benim de aklımdan geçmedi değil ancak ne duracak, ne de portakal yuvarlayacak ekstra enerjim vardı.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAKatie, buradan sanırım bir 3-5 km ileriye kadar pedallayıp rampanın devamını görünce yarı yoldan Bill ile geri döndüler. Genelde tır sürücülerine hizmet veren bu küçük aile lpkantasında hem karnımızı doyurduk hem de yan tarafın kamp attık.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAAilenin en minik üyesi Omar

OLYMPUS DIGITAL CAMERA150D karayolu ve tüm ihtişamıyla Sierra Madre sıradağları

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERABizi bahçelerinde misafir eden Carrasca Lopez ailesinin hem evi hem lokantasıOLYMPUS DIGITAL CAMERABütün gün sokakta üst baş perişan kardeşinin peşinde koşturan Alejandro Antonia akşam yıkanıp, tertemiz giyinip, pırıl pırıl saçlarla bizimle sohbete geldi. Bill’in mini tablet ile çektiği fotoğraflara bakıp bakıp eğlendi. Hatta bir ara ağabeyinden fırsat bulup tableti ele geçirince o da Bill’in fotoğrafını çekti.

Gece uyuyacağız tam köpeklerden biri geldi, çadırın dibinde ölesiye havlıyor. Beş, on, yirmi dakika artık dayanamadım çadırın köşelerine koyduğum taşlardan birini fırlattım. Pişman değilim tamam mı! Bir yerine de gelmedi zaten ama en azından uzağa gitti. Sonra işemeye çıktım ki bir de ne göreyim! Simsiyah bişey, fener gibi gözler, kediden hallice bi şey ama emin değilim. Jaguar olsa şu an sanırım bu satırları yazıyor olamazdım. Gece işemek için fazla uzağa gitmeyin çocuğum, kedisi, köpeği, gece gezeni!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAErtesi gün yollara döküldük. Tam oh be yokuş aşağı derken yine başladık rampa tırmanmaya. Yukarıdaki fotoğraf kahvaltı için durduğumuz benzinci lokantasından. Bu hastası olduğum tahta heykeller Oaxaca yapımı. Meksika acayip renkli ve bir o kadar da çeşitliliği olan bir ülke. Kimi eyaletin dokuması, kiminin el işçiliği meşhur. Aslında bu meşhurluk ne kadar iyi, üreticisine ne kadar fayda sağlıyor onu da düşünmek lazım . Şile bezini övüp, başka da bi şey giymeyen Alman turist gibi hissediyorum bazen kendimi :(

Evet kıyafetler, elbiseler, bluzlar harika ve bunları yerli halk satıyor bu da güzel para üretenin cebine gidiyor. İyi de turist almazsa bu insancıklar ne yiyor ne içiyor. İki elbiseyle ay sonu gelir mi?

İşte böyle evladım bazen çok düşünüyorum, not al bundan sonra daha az düşünüp daha çok çiçek koklamaya karar verdim. Unutursam hatırlat. Yazdın mı çocuğuuum -Y-y-yazdım.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAYukarıdaki fotoğrafa öylesine bakıp geçme, altında oturanları tanı! (Sol viyadük köşesi gölge altı) Bill ve Katie bilmem kaçıncı rampanın sonunda, pedalladığımız paralı yolun üzerinden geçen viyadüğün gölgesinde beni bekliyorlar (Bunlar iyi günlerim, çok yavaşsın diye çemkiren bile oldu).

Paralı yolun solunda hemen viyadükten önce toprak sonrası da şose (toprak taş karşımı) bir yola girdik, kamp atacak bir alan bakarken ilerde bir köy görünce haydi madem köye gidelim dedik.

San Mateo Coyotepec köyün belediyesinin bitişiğinde ağaçlıklı filan park var. Kampı buraya atarız şeklinde yayıldık dinleniyoruz. Belediye görevlisi isterseniz belediye binasının olduğu yerekamp kurun dedi ama betonda yatmaktansa parkı tercih ettik. Önce köylüler selam verip geçti, sonra duyan geldi anacım. Sevimli insanlar ama tabii biraz fazla içtiler sanki ben de salak gibi çadırımı hemen duvar dibine kurmuştum. Neyse herkes dağıldı. Belediyenin tuvaletini kullanmaya gittik. Bu arada kimse dansetmese de belediye saat 19:00’dan beri gümbür gümbür müzik yayını yapıyor, sanırsın diskotekteyiz.

Çadırlara döndük, bişeyler yerleştiriyorum filan, kafamı bi çıkardım çadırın yanında duvarın ötesinde geniş hasır şapkalı bi nine. İrkildim ama belli etmedim. İspanyolca iyi geceler filan dedim. Cevap vermedi. İlerleyip parka girdi, süzülerek Bill ve Katie’nin çadırına doğru gözden kayboldu. Bill’e seslenip, şapkalı bi teyze sizin oralara geldi mi filan diyorum bu arada da kalbim ağzımda -yok dese, ben ne gördüm, evet dese sanki akıl sağlığım açısından daha iyi. Evet burada Katie kendisiyle konuşuyor ama cevap vermedi merak etme dedi. İçim rahatladı. On dakika sonra Bill benim çadıra gelip, çadırda mıyım diye kontrol etti. Sonradan söyledi bizim şapkalı teyze benim çadırın ucunda dikeliyormuş. Topluca histeri krizine girmedik çok şükür. Katie ve Bill’in çadırının oralardayken köyden bir genç teyzeyle konuşmuş o da cevap vermiş. Biraz İspanyolca çalıştıktan sonra teyze de canımı alacaksa alsın bu ne be deyip yattım uyudum. Şahane deliksiz bir uyku çektim, müziği erken kapasalardı iyi olacağıdı. (-Görüyosun di mi Ayfer, sonunda keçileri kaçırdı! – Seninki de laf sanki aklı vardı. Aklı olan evlenip çoluğa çocuğa karıştı be!)

OLYMPUS DIGITAL CAMERASan Mateo Coyotepec hatırası koyunlar eve dönerken

OLYMPUS DIGITAL CAMERAHeroica Puebla de Zaragoza’dan Oaxaca de Juárez’e yaklaşık 2700 km tırmanıp, 3300 km iniş yapmıştık.

OLYMPUS DIGITAL CAMERABu  yukarıdaki fotoğrafın anlamı; Sierra Madre sıra dağları geride kaldı \o/

OLYMPUS DIGITAL CAMERAOaxaca oldukça büyük bir şehir ama bir o kadar güzel. Şehrin her yerine dikili ihtişamlı katedral ve kiliseleri saymıyorum. Kendine has bir albenisi bir ruhu var. Çok kalamadım ondan sebep üzüldüm, en az bir hafta kalmak isterdim ama tabii hostel fiyatları 150 peso olunca yola devam diyor insan. Bu arada Casa Angel Youth Hostel’de kaldım. Başta oha 150 peso derken kahvaltıyı görünce bu paraya değer dedim. Sınırsız kahve, portakal suyu, muz, mısır gevreği, iki adet isteğinize göre pişirilen yumurta, reçel, tereyağı, eppek :) Tur bisikletçisinin kalbine giden yol midesinden geçer!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAGraffiti olsun, çıkartma olsun, stensil olsun hepsi canımdır!

OLYMPUS DIGITAL CAMERAOaxaca City yollarında saçma sapan bir kum tepesini aşarken vites telimin gevşediğini fark ettim. Bill ile tam ayarlarken bir şekil teli kaçırdık (o orta göbeği açmayacaktık) neyse yerine yerleştirdik. Orta göbek vitesini değiştirmeme yarayan değiştirici biraz tuhaf çalışsa da idare ettim. İlk işim bisikleti gözden geçirecek birini bulmaktı. Orta vites index finger dediğimiz yöntemle çalışıyor. Klik filan diye bi ses gelmiyor. Aşağı indirince küçük dişliye, ortada olunca ortancaya ve yukarı kaldırınca da en büyük dişliye zincirin geçmesini sağlıyor. Yeri tam değilse zincirin demire sürtmesiyle oluşan sesten ayarlıyorsun.

Uzun lafın kısası ilk bisikletçi bir bisiklet dükkanıydı. Baktı baktı bir şey anlamadı. İyi bu dedi. İkincisinde Efrain, yukarıda dişleri telli kardeşim bi şeyler yaptı yapmasına ama vites değiştiriciyi oynatınca tamam dedim sen onu eski yerine getir sorun değil bu kadar yeter. Turcunun bisikletini fazla kurcalamayacaksın evladım! Kime diyorum? Not alıyor musun? E-evet yazdım “turcunun bisikletini elleme”. Kesinlikle haklısın bırak kurcalamayı yabancı biri bisikletimi elleyecek diye aklım çıkıyor.OLYMPUS DIGITAL CAMERAOlduğu kadar artık deyip bir yandan da vitesimin ve frenlerimin yokuş aşağı tutmadığını hayal ederek karalar bağlayarak hostele döndüm. Yukarıda fotoğrafı olan arkadaş hemen atıldı “bisiklet senin miydi? ben de sahibini arıyordum, nereden geliyorsun? nereye gidiyorsun?” derken California’dan tatile gelen bisiklet tamircisi olduğunu öğrendim. Ertesi sabah hiç üşenmeden hem frenlerimi hem de viteslerimi elden geçirdi. Ben de bakarak anlamaya çalıştım.

Ertesi gün otobüsle El Arbol del Tule – Tule’nin Ağacını görmeye gittim.

OLYMPUS DIGITAL CAMERABu fotoğrafı çekeceği diye Mexican Spanish cep kitabımı otobüste düşürdüm.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAYanındaki kilise bile minicik kalıyor o kadar devasa bir ağaç, ama ne yazık ki gelişen şehir, kalabalıklaşan insan sayısı, yeraltı sularının azalması gün be gün bu güzelim ağacın ölmesine neden oluyor.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAGövdesindeki oluşumlar, budaklar, kıvrımlar yeryüzündeki canlılara benziyormuş, hatta çocukların tek tek bu jaguar, bu fil filan diye gösterdikleri bir tur varmış ama bulamadım. Bu oluşumlar nedeniyle hayat ağacı olarak da biliniyor. Ama ben en çok Nahuatl dilindeki adını sevdim;  ahuehuete – suyun yaşlı adamı.

OLYMPUS DIGITAL CAMERABiraz da mezcal ve tekila kremalarının tadına bakıp, Oaxaca’ya geri dödüm. Aynı gün Bill ve Katie ise otelin ayarlayacağı turdan ziyade atlayıp otobüse ve tabii kamyona Hierve El Agua’ya kadar uzanmışlar. Burası da kaçırılmaması gereken doğal bir güzellik, benim tembelliğime denk geldi.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAOLYMPUS DIGITAL CAMERACasa Angel Youth Hostel’in çatısından Oaxaca de Juárez manzarası

OLYMPUS DIGITAL CAMERAhostelin terası

OLYMPUS DIGITAL CAMERAOaxaca de Juárez’den 14 Şubat 2013 Perşembe sabahı ayrıldık. Hedefimiz 131 nolu karayolunu takip edip Puerto Escondido’ya varmaktı. Geçen sene Atlantik Okyanusunda yüzmüştüm, yüzmek denebilirse daha çok dayak yemiştim. Bu sene Pasifik Okyanusunda yüzecektim.

Daha yazacak anlatacak bir torba dolusu hikaye var. Kolum kırık ve hala San Cristobal de Las Casas’tayım. Aldırıcam kısmetse ikameti buraya. Arada moralim çok bozuluyor filan ondan sebep yazamadım. Dirseğimdeki yara kapandı ama ödem hala inmedi arada ağrım oluyor sıkıyorum dişimi üç hafta daha kaldı sonrası umarım daha kolay iyileşir.

Bana maddi manevi destek çıkan, buralara kadar gelip halimi hatrımı soran, açıktan, gizli gizli takip eden herkese çok teşekkür ederim. Düşündükçe gözlerim doluyor, yalnızlığım hafifliyor.

Posted in bisiklet | Tagged , , , | 3 Comments

39

çok yakında doğum günümü kutlayacağım. muhtemelen tek başına, hani o parıltılı çifte partili çocukluk günleri geride kaldı. en son otuzumdan sonra mı umursamamaya başladım, iş yerinde iş yetiştirmekten “tamam siz kesin, ben de geliyorum” cümlesiyle mi heyecanımı kaybettim, yoksa kendi kendime hediye alıp “ben istediğimi aldım, ne olur siz bana hediye almayın” diyerek saçma hediyelerin önünü kesmeye çalıştığım da mı olayın özünü kaybettim bilemiyorum.

yolun yarısını devirdiğimden, meksika’nın bir ucunda -san cristobal de las casas, chiapas- kolumu kırıp 3 ay buraya çakılı kaldığımdan, yoksa şu an sümüklü blues dinlediğimden midir bilinmez bi melankolik, bi tuhaf ruh hali içindeyim.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA new york’taydım. meşhur brooklyn köprüsünde jetlag’de neymiş derken bir bankta sızıp kalınca köprüyü ancak yarısına kadar yürüyebildim. evolution adında çok süper bi dükkanı gezdim

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAkansas city’de hayvanat bahçesine gittim. Düşüncesi bile saçma ama iorek byrnison’u başka nasıl yakından görebilirdim. (kız anne bu iyice delirmiş, ayıya isim filan tamış)

ilk kez bir vaftiz töreni izledim. enteresan.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

esas delilik ne biliyor musun? burası medicine bow peak, snowy dağlarının en yüksek tepesi. buradan aldığım avuç içi kadar taş hala çantamda :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAarkadaşımla iki günde 40 mile yakın yürüyerek teton crest trail parkurunu tamamladık. death canyon shelf’te bir arıkuşunun kanat pırpırıyla uykuya daldım.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA karşınızda grand teton, middle teton ve owen dağının hurricane pass’ten (fırtına geçidi) görünümü. keşke buradan geçerken yaşadığım hisleri anlatacak kelimeler olsa, var yazıyorum ama inan hepsi yetersiz geliyor.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAormandan berrylerin en cicisi huckleberry topladım.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAorlando’da (florida – us) kuzenlerimle yaklaşık bir ay geçirdim. üç çocuklu, bir köpekli ve devamlı koşturmacalı, keçileri kaçırmamanın neredeyse imkansız olduğu halamın evi, evim oldu :) geçmiş, gelecek bir dünya anı, hikaye paylaştık. sonra ne mi oldu bisikletimi aldım, düştüm yollara.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERAyol boyu bir sürü çiftle tanıştım :) yaz kızım aşk çok güzel bir duygu ama tam bir tanımı yok. (anaam yalnızlıktan kafayı yemiş bu)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAteoride bildiğim lastik değiştirmeyi pratikte öğrendim :)  OLYMPUS DIGITAL CAMERAguadalajara’da (jalisco – mexico) bernardo sağ olsun bisikletime bilmem kaçbin bakımı yaptım.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAClearwater Lake – Okala Ulusal Ormanı – Paisley, Florida – US

OLYMPUS DIGITAL CAMERACane Row RV park ve tır durağı – Donaldson – Louisiana, US

OLYMPUS DIGITAL CAMERAHolly Beach, Cameron Parish, Louisiana – US

OLYMPUS DIGITAL CAMERACrystal Beach, Texas – USOLYMPUS DIGITAL CAMERARiviera, Texas – US

OLYMPUS DIGITAL CAMERASanta Maria Conchesda – Cafe118km – pemex benzin istasyonu 15D paralı otoban üzerindeOLYMPUS DIGITAL CAMERARio Seco, Oaxaca – MexicoOLYMPUS DIGITAL CAMERAMazunte, Oaxaca – Mexico (ay ışığında sahide uyudum)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAismini bilmediğim Tuxtla Gutierrez – San Cristobal de Las Casas arası minicik bir köy evinin bahçesi – Mexico. yanlış hesaplama sonucu son 2-3 km susuz kalmıştım, hava karardığında bu köye vardım. neyse ki su satan bir dükkan buldum. dükkandaki kızcağız sağ olsun ablasının evindeki tuvaleti kullanmama yardımcı oldu. köyde kalacak yer ararken bu evin sahibi bahçesinde kamp yapmama izin verdi. eşi kahveyle ekmek ikram etti.

uzun lafın kısası benzin istasyonu, bahçeler, köprü altları, lokanta yanları gibi bir sürü acayip yere kamp attım ve bir o kadar güzel güne uyandım.

bir sürü güzel insanla tanıştım; kimi evini açtı, kimi bahçesini, kimi yol tarif etti, kimi hiç bilmediğimiz küçük köylere taşıdı.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

mango ağaçlarının altında hamakta öğlen uykusu uyudum :)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAyol boyunca cadılar bayramı, şükran günü, christmas, yılbaşı geçirdim. sonuncusunda meksika’da paskalya yumurtası boyadım!

ah bu arada kimin umurundaysa iki kez gün ışığından yararlanmak için saatimi bir geri bir ileri aldım. batı saat diliminden, orta saat dilimine geçtim (bunu da 2 günde ancak fark ettim)

OLYMPUS DIGITAL CAMERAşahmeranın timsah versiyonu! böyle türlü acayiplikle karşılaştım. acayipliklerin sergilenip para kazanıldığı dönemlerin son sakallı kadının da lazer epilasyona gitmesiyle bittiğini sanarken ne kadar aldandığımı fark ettim.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA yukarıdaki mexico’da aşağıdaki ABD’de iki muhteşem yaşlıyla tanıştım. kollarım yetmese de kucakladım. gölgelerinde oturup, yapraklarını, dallarını seyredip delicesine mutlu oldum.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAOLYMPUS DIGITAL CAMERA bisikletimin üzerindeki her bir çıkartmayı özenle kazıyıp – the green fucker olarak bisikletime tavrına yakışır adını verdim.OLYMPUS DIGITAL CAMERA 1 nisan pazartesi günü san cristobal’den ocosingo’ya giderken hız tümseğinden dolayı yokuş aşağı giderken dengemi kaybedip düştüm. sağ kolumu kırdım :( 3 ay değil bisiklet paket taşımak yasak! mecburiyetten san cristobal’deyim.

çoğunu internetlerden tanıdığım ama etiyle kemiğiyle tanısam, dev kucaklayacağım bir sürü eş dost, gerek maddi, gerek manevi yardımda bulundular ki çok mahcubum. kendi kendime serserilik edip, gezerken, en çok kendim için yazdığım, hatta bazen saçmaladığım maceralarıma değer verip okumanız benim için prayslis. umarım içinizde benim kadar canı sıkılanlara bu günlük rehber olur :)

veee yolun yarısından çoğunu devirmiş biri olarak, en güzel armağan hayatı yaşamak :) serseriliğe fırsat verin, pişman olmazsınız, belki de olursunuz bilemedim.

en azından bir kaç günlüğüne farklı bir şey yapın, atlayın bisikletinize yakın-uzak bir yerlere gidin (en yakın köy, göl, dağ ne bilyim kamp atılacak bir yer) çimlere yatıp, özgürlük, serserilik ve hayat hakkında düşünün, geç olmadan :) (-kız anneee gidelim mi? -sus be sen de, delinin aklına uyma, kırarım bacaanıı)

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Posted in nasılım | Tagged , , | 23 Comments